:

Trillian hiç bir şey söylemedi. Söylenecek ne var ki diye düşünüyordu.

Köprüdeki tek ışık, kendi özel ve oldukça keyifsiz dünyasında etrafındakileri umursamadan ve onlar tarafından umursanmadan yaşan Paranoyak android Marvin’in kamburunu dışarı çıkarıp başını omuzlarının arasına gömmüş bir halde oturduğu uzak köşedeki loş ışıklı iki kırmıvzı üçgenden geliyordu.

syf31

bunu fena sevdim.

Oblomov yerinde durarak ona, uçup giden bir meleğe bakar gibi, hayran hayran bakakaldı. Kendi kendine hüzünle: ” Demek şu an da solup gidecek.” dedi. Yürüyor mu, yürümüyor mu farkında değildi.
” Leylaklar geçti, dünkü güzel gün,  hayallerle, sıkıntıyla dolu gece de geçti… Evet!  Bu an da geçecek! Dün gece de geldi geçti, fakat yepyeni bir sabah doğdu…”
Oblomov yüksek sesle kendi kendine:
– Bu ne iştir? dedi. Demek aşk da geçiyor. Bense öyle sanıyordum ki aşıkların hayatı sıcak bir öğle vakti gibi rüzgarsız, hareketsizdir. Halbuki sevgide  de rahat yok. O da değişiyor, durmadan değişiyor… Bütün hayat gibi.

syf 51

Gerçek sizi özgür kılar ama insanların istemeyecekleri özgürlükler de olduğunu, uyanmanın dehşetengiz acısını yaşarak,uyanmanın bedelini, uykuya varabilmenin tadını feda ederek anladım. *

Aydoğan Vatandaş