syf 110

İnsanları, benzetişle değil, tam vakıa olarak,kendilerinden habersiz, gidip gelen ölüler halinde görüyorum… Zamanı bir sinema filmine benzetiyor; ve hareketleri perdeden değil, filmin üzerinden ve kesik kesik  takip eder gibi, haşyet içinde kalıyorum…

Ayağımı bastığım noktada arzın kışrı çökecekmişçesine bir istinatsızlık hissine düşüyorum… Kaderi düşünüyorum. Ne yapsam nihayet yapacağım tek bir şey olacağına ve o da alnımın yazısını belirteceğine göre; onu, bütün iradeleri aşan namütenahi bir kucaklayış kabul ediyor ve irademin yanmış bir kibrit gibi bükülüp büzüldüğünü duyuyorum…

Daha anlatayım mı? Vazgeçin canım, siz meccani bedahet duygularınızla yürümeye bakınız!… Benden bedahet hissi kaldırılmıştı.

Nfk O v Ben

Reklamlar

enter title here:

İlm-el yakin: Öğrenerek anlamak…

Ayn-el yakin: Bizzat görerek anlamak…

Hakk-el yakin: İçine girerek, içinde eriyerek anlamak…

Mesela, Van Gölünü bilmek bir <<ilm-el yakin>> anlayıştır. Yanına kadar gidip görmek <<ayn-el yakin>>… İçine girip boğulmak <<Hakk-el yakin>>…

Halimi anlayabilmek için üçüncü soydan bir anlayış lazımdı. Bu da ancak bir velide bulunabilirdi. Nfk O v Ben