kuş 1 2 3 4

kafamın tepesinde bunlar böyle

insan tedirgin oluyor

vıcık bişe ha düştü ha düşecek diye

.

Reklamlar

I am who I am; I am not who I am :p

Konuşmayı unuttum bu ara sadece sabah saat 9’da hangi çizgi film tv’de onu biliyorum. Eylül sonu Ekim başı tv patlaması oldu. Bir diziden diğerine, bir kanaldan ötekine zapladım. Araya tozlu kitap sayfaları da girdi; ama pek nadir. Yapılabilecek n vardı? Bundan sonra n olacaktı? (bu sorular burada ne alakaydı?)

..

Sürekli bağırdığının farkında değil ve bu beni korkutuyor. Kendinde olmayışı, konularının arasındaki uçurum… Sorularımın v beynimde çakan soru işaretlerinin adedini arttırmaktan başka bir işi yok. (bu benim yani 3. tekil kişi benim)

Kendini kontrol edemediğinde evrende kayıp hissediyorsun ve okyanus dalgalarına bir camın yansımasında gibi bakmak rahatlatıyor. Tv’den yani… Hafifletiyor bu, kayıplık hissini… (tv önünde patates çuvalı gibiydim: evet!)

Konuşmayı bilmiyorsun v neyi ne kadar bildiğinin farkında değilsin. Kendi içinde uyumsuz, başkalarının yanında uyumlusun. İçimdeki kırık kefeli terazi yansıyor gözlerine sanırım v bundan faydalanmaya çalışıyorlar.

Sevmek fiili anlamını yitirdi.

Ben, feci şekilde üzgünüm. Dünya siyah-beyaz.. Rüyalar zifiri karanlık.. Ben de bir tür gelişim hatası var. Üretildiğim fabrikalar fikri yönden iyi durumdalar. Vazgeçemediğim bir maymun iştahım var. Boşlukta beyhude uçuştan kurtulmalıyım. 2 soluk arası zifiri karanlık 1 düş görmekten de…Düşeyazdım.. Dikenli tomurcuklara tutundum kanattılar ama bağışladılar canımı. ——————————————————————————————————————

p.s. anılar hep uzun hikaye.. daha doğrusu açıklanamaz olduklarını açıklamak upuzun hikaye……………

p.p.s. şeritler halinde uzanıp gidiyorlar önümde

p.s.s. n demek istediğimi inanın bilmiyorum bile

p.s.p.s.  2006 

albayım dedim nezahat’i evlendir bununla:

“hayır” dedim, “bunların hepsi 1 işaret. Hikayenin eksiği kadın. Bunu iliklerime kadar anlamış bulunuyorum. Hikayem ise o kadını aramak. “

 

… belki de bazı şeyler eskiyince hikaye oluyorlardır.”  *

“Bilmem” , dedim ” içimden geliyor.”

“yakışır” dedi kalbim.

“Enterasan” dedi ihtiyar “peki anlatmaktan vazgeçişinizin Nezahat ile ilgisi var mı?”

“Var!” dedi kalbim, pat diye.

Gerek yoktu.Mesele bu noktaya gelmişse burada durmanın anlamı yoktu.

” Bari kaybedeni oynayalım.” dedi kalbim.

İzin istedim çıktım.

22 3 2005

aşk rüzgarı *

acı 1 kök var, bin pencereli 1 dünya, en küçük el bile kıramaz suyun kapısını. Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Nereye? Bin taraçalı bir gökyüzü var. Solgun anların savaşı. Acı 1 kök. Acı. Ayağın tabanı sızlıyor, yüzün içi. Sızlıyor yeni kesilen gecenin taze gövdesi. Aşk, düşmanım benim. Isırıyorum acı kökü.

federico garcia lorca

kendi iradenle her zaman hareket et güzelim.. sevgilerle yıldız.

sevdim:

Bence birlikte güzel kışlar geçirdik.Bir kış mıydı, bir kaç kış mı? Artık bilemiyorum, sen olsaydın, zaten önemi yok, derdin. Kar yağıyordu, dondurucu bir soğuk vardı ve ne zaman keşke donsam desem, sanki beni anlayacakmış gibi bakardın bana. Güneş çıktığında gezmeye giderdik. Gölgeler uzardı ve sen dallardaki buz kristallerini kırıp yalardın. Buzun üstüne düştüğünde gözlerimden yaşlar gelene kadar gülerdim, birbirimize hiç bir söz vermedik, ben de öyle olsun istiyordum zaten, yine de, beni bağışla, bensiz yaşayacağın bütün kışları kıskanıyorum.*

judith hermann

 yaz evi,daha sonra

un homme qui dort

Belki de tavanın 1 bölümündeki çatlak ve gölgelerin karmaşık oyununun çiziktirdiği gizemli yüzü çözmeye kalkıyorsun bazen: gözler ve burun, ya da burun ve ağız, hiçbir saçın sınırlamadığı alın, ya da bir kulağın belirgin dış çizgisi, bir omuzla boyun başlangıcı.

Vakit öldürmenin binbir türlü yolu vardır ve hiçbiri ötekine benzemez, ama hepsi de eş değerdir; bir şey beklememenin bin şekli vardır, uydurabileceğin ve anında vazgeçebileceğin binlerce oyun vardır.

Öğrenecek çok şeyin var, öğrenilmeyen her şey: yalnızlık, kayıtsızlık, sabır, sessizlik.*

1967